Web'te Türkçe

DENİZCE YAŞAM ROTANIZ



» 17/4/2007 - Yaşam Enerjisini Dengelemek

Kategori: KISISEL GELISIM

Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun- göğüs ağrılarının, kaşıntı ve egzamalarınızın kaynağını ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında aramalısınız."

Vücudunuz yetenekli bir enerji dönüşüm merkezidir. Taşıdığınız trilyonlarca hücre, besinlerle aldığınız gücü enerjiye çevirebilen organcıklarla donatılmıştır. Yiyecek ve içeceklerle aldığınız gücü kullanılabilir enerjiye çeviren süreçler, müthiş bir düzen içinde tıkır tıkır işler. Bu süreçleri etkileyen pek çok faktör var. Yaşınız, cinsiyetiniz, hormonal metabolik yetenekleriniz, genetik mirasınız ve kişisel sağlık hikayeniz bunlardan bazılarıdır.


HAYAT bir enerjidir. İhtiyacı olan enerjiyi beden ve ruhun o müthiş işbirliğinden alır.

Yürümek, koşmak, konuşmak, duymak, uyumak, gülmek, kızmak, yazmak gibi hayata ilişkin pek çok şey bu enerjiyi kullanır.

Ne vücudunuzun bol bol enerji üretmesi, ne de kalorileri yüklenmesi kendinizi canlı ve güçlü hissetmenize yetmez. 'Enerji' ve 'canlılık hissi' arasındaki ilişkiyi sadece kaloriler belirlemez.

Canlılık hissinde, biraz ruh sağlığının ve biraz da duygusallığın yeri olması gerekir. 
 
COŞKUYA ÖNEM VERİN

Enerjik ve canlı kalmayı, eskilerin deyişi ile 'taş gibi olmayı' istiyorsanız, hayatın gücünü sadece yediklerinizde, içtiklerinizde aramayın. 'Hayat çorbası'nın içine birer tutam huzur, coşku, sevinç ve birer parmak keyif, heyecan ve ümit katmaya bakın!

Hayat enerjisinin sadece yedikleriniz, içtiklerinizde gizli olmadığının farkına varmalısınız. Sağlığın 'bedensel ve ruhsal tam bir iyilik hali' olduğunu unutmayıp fiziksel metabolik süreçlere takılıp kalmamalısınız.  
 
Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun- göğüs ağrılarının, kaşıntı ve egzamalarınızın kaynağını ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında aramalısınız. Saydığımız bu ve benzeri sorunlar, çoğu kez bedenden kaynaklanmıyor.

Biraz korku, endişe, üzüntü veya güvensizlik dolu olan tabancayı bir anda patlatıyor. 
 
Eğer ruhsal enerji üretiminizin yeterli olmasını istiyorsanız şu önerileri bir kenara not alabilirsiniz:


ACELECİ OLMAYIN

Yavaşlayın. Sağlıklı bir ruh, bedeni ile yan yana yürüyen, ona gecede gündüzde, korkuda sevgide, tasada, endişede eşlik edendir. 
 
Ruhunuzu bedeninizden ayırmayın, onu koşturup yormayın. İşe 'yavaşlayarak başlayın'.

Ruhunuzu hayatın doğal hızına, olağan ritmine bırakın. Yemenizi içmenizi, aşık olup sevmenizi, yürümenizi, düşüncelerinizi, mümkün olduğu kadar yavaşlatın. 
 
Acele etmek için çok da acele davranmayın.

Beden ve ruhunuza baş başa kalmaları, konuşup anlaşmaları için zaman bırakın.  
 
Daha yavaş yemeye, dinlenmeye, uyumaya, zamanı uzatıp daha fazla yaşamaya, hayatı daha çok paylaşmaya bakın.

Eğer hayata daha çok değmek, huzur, keşif, neşe eklemek, hayatı geçmemek istiyorsanız birinci adımın hep aynı olduğunu unutmayın.  
 
İşe yavaşlayarak başlayın.


DİRENÇLİ OLUN

Size daha çok sağlık veren şeyin yalnızca pasta, börek, hamburger ve kurabiyelere gösterdiğiniz direnç olduğunu sanmayın.

Kaliteli ve formda bir hayat istiyorsanız direnmeniz gereken çok şey var:  

Karamsarlık, korku, endişe, panik, hiddet, kızgınlık, kabalık, kin ve nefreti hayatınıza sokmayın.


 

KIZIP SİNİRLENMEYİN

Kızmayın, sinirlenmeyin. Her şey, her zaman daha önce hesaplanan, ölçülüp biçilenden farklı boyutlar kazanabilir.

Çevrenizde sizi üzen, bunaltan şeyler bazen yoğunlaşabilir.  Bunları 'çevresel kirlenme' gibi algılayın.

'Huzurlu olmak, içe dönük yaşamda daha önceden örgütlü olmaktır. Kafa karışıklığı, güçlük, çatışma ve karşıtlıklar hep olacaktır.

Marifet, bu durumlarda da sinirlenmemek, kızmamaktır.

İç sükuneti, olabildiğince korumaktır' diyor Vincent Peale. Huzur ve sükunetin ürettiği enerji, temiz ve organik bir enerjidir. 
 
Kızgınlık, öfke, nefret gibi zararlı katkıları ihtiva etmez.


DAHA ÇOK SEVİN

Daha çok hayat enerjisi üretmenin en kolay yolu daha çok sevmektir. 
 
Sınırsız, karşılıksız sevmektir. Sevgi oktanı en yüksek, fiyatı en ucuz yakıttır. Bagajınıza daha çok sevgi yükleyin.


BAZEN BOYUN EĞİN

Kabul edin! Gerektiğinde direnmelisiniz. Ama uzun süreli dirençlerin, beyhude karşı gelmelerin, uzamış streslerin adrenalin, kortizon ve ensülin gibi fazlası can yakan hormonları artırdığını bilmelisiniz.

Biraz şans, kader, kısmet ve biraz da ilahi takdir hayatın içinde mutlaka yer almalıdır.

Böyle durumlarda Nehru'dan yararlanın:

'Hayat iskambil oyununa benzer. Elinize gelen kartlar gerçekliği temsil eder.  O kartlarla oyunu nasıl oynadığınız ise özgür iradenizi... '

Elinize iyi kartlar gelmediğinde, mevcut kartlarla yetinin. Bekleyin, kabul edin,  'Bu da geçer' deyin. 

Hayat sonsuz bir enerjidir. Bu enerjiyi sürekli olarak üretmek, üretirken tükenmemek, tüketmemektir.

Kirletmemek ve iyi yönetmek gerekiyor. Marifet hayatı uzatmakta değil, hayatı mutlu kılmakta, ona yeni ve farklı hayatlar ekleyip ritmini ve hızını bozmamaktır. 

İnsanlar şişirilen kasları, silinen kırışıklıkları ile genç kalmıyor.

Genç kalmak, yaşadığıyla övünebilmek, istediğinde başını alıp gidebilmek, istediğinde kaldığı yerden ya da sil baştan başlayabilmektir.

Hayata taraf olmaktır.

Hayatı ıskalamamaktır.

Hayatın içinde kalmaktır.

Hayata her yaşta ve her sabah yeniden başlamaktır...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 17/4/2007 - Mütevaziliğe Paydos

Kategori: KISISEL GELISIM

Kendinden emin olmayı biraz gururla birleştirmek gerçekten çok ince bir çizgidir. Psikologlar, "Gururumuzla ne kadar değerli olduğumuzu onaylarız" diyorlar. Ama buna rağmen özellikle kadınlar başarılarını her zaman tesadüflere ve şanslara bağlıyorlar. Gururu içsel gücün ve mutluluğun anahtarı olarak kullanmayı öğrenebilirsiniz. Şimdiye kadar neleri başardığınıza bir bakın ve bunlarla egonuzu parlatın.

AİLENİZLE GURUR DUYUN

Çocuğunuzun iyi geceler öpücüğü veya aile içinde güzel bir eğlence: Bunların hiçbirinde kendinize ait bir başarı göremiyor musunuz? İlişkilerinizi korumak veya çocuk büyütmek çok fazla titizlik ister. Uzmanlar, sosyal ilişkilerin kalitesinin özellikle kadınlar için çok önemli olduğunu söylüyorlar. Güçlü ve kalıcı bir iletişim ağı, kişilerin kendilerine de saygı duymalarına büyük oranda destek sağlar.

İlk adım: Arkadaşlarınızı veya akrabalarınızı bu kadar sevimli kılan şeylerin ne olduğunu anlamaya çalışın. Sevdiklerinize onlarda özellikle en çok neyi sevdiğinizi söyleyin.

Yanlış adım: İlgi ve olumlu anlamda gurur, sadece hediyelere ve okul notlarındaki başarıya bağlı değildir. Çocuklarınızın arada sırada sınavlarında kötü not almalarına rağmen sizin sevginize ihtiyaç duyduklarını unutmayın.

SAHİP OLDUKLARINIZLA GURUR DUYUN

Eviniz, arabanız veya uzun süredir parasını biriktirdiğiniz tatiliniz: Yapılan araştırmalar, kadınların sadece yüzde 17�sinin satın alabildikleri şeylerle gurur duyduğunu gösteriyor. Oysa erkeklerin yarısından fazlası maddi alımlarıyla daha çok gurur duyuyor.

İlk adım: Hiç hesapta olmayan veya indirimsiz sezonda yaptığınız alışverişlerden dolayı pişmanlık duymak yerine, mutlu olun.

Yanlış adım: Sahip olduklarınızla duyduğunuz gurur, başkalarıyla karşılaştırmalarınıza bağlı olmamalıdır.

AŞKINIZLA GURUR DUYUN

Mutluluktan patlayacak gibi olma ve herkese bunu anlatma isteği: Eşlerinden ve ilişkilerinden bahsetmek, sadece yeni aşık olanların hakkı değildir. Her ilişki değerli unsurlar taşır. Bunları keşfederseniz, aşkınızı da güçlendirmiş olursunuz.

İlk adım: Bakış açınızı değiştirin. Problemlerinizi bulup çıkarmak yerine, birlikte başardıklarınızın listesini çıkartın.

Yanlış adım: Eğer eşinizle çok fazla gurur duymaya başlarsanız, o zaman kendi yeteneklerinizi unutur, sadece eş olarak yaşamaya başlarsınız.

BAŞARINIZLA GURUR DUYUN

Patronunuzdan gelen övgü, müthiş bir projenin sorumluluğunu almak için duyduğunuz haz: Yapılan araştırmalar, kadınların sadece üçte birinin kendi başarılarından gerçekten mutlu olduklarını gösteriyor. Eğer siz başarılarınızın arkasında durmazsanız, patronunuz başarılı olduğunuzu nasıl fark etsin?

İlk adım: Yaptıklarınız hakkında bilinçlenmek için son zamanlarda olanların bir listesini çıkarabilirsiniz. Bunun içine insan ilişkilerini de katabilirsiniz. Tesadüf kelimesini kafanızdan silin.

Yanlış adım: Kendi ayakları üzerinde durmayı doğrudan işyerindeki kariyeri ile bağdaştıran kişiler, kolaylıkla yanlış yöne sapabilirler. Bu durum kıskançlıklara ve sizin koymadığınız hedeflere odaklanmanıza neden olur.

VÜCUDUNUZLA GURUR DUYUN

Herkesin güzel bir tarafı mutlaka vardır: Gerçekten bunlarla gurur duyanların oranı çok azdır.

İlk adım: Eğer mankenlerin muhteşem uzun bacaklarını hayal ediyorsanız, bu egonuzu çok da fazla güçlendirmeyecektir. Kendinize daha gerçekçi idealler seçin.

Yanlış adım: Sadece güzellik, sevilen birisi olmanız için yeterli değildir. Çünkü siz hiç fark etmeden, karakteriniz güzelliğinizin önüne geçer.

YETENEKLERİNİZLE GURUR DUYUN

Bahçe işleri, macera romanları yazmak, kayak yapmak veya bağışta bulunmak: Kişisel ilgiler ve yetenekler, gururla çok az tanışır. Ama bu çok yanlıştır. Çünkü bu özellikleriniz sizin kişiliğinizi oluşturur.

İlk adım: Hangi durumlarda size gıpta ediliyor? Arkadaşlarınız sizde en çok neyi seviyor? Genellikle bertaraf edilen hataların ardında çok büyük yetenekler yatar.

Yanlış adım: Gurur, hataların bir maskesidir. Tabii arada sırada siz de uçabilirsiniz, ama buna rağmen gerçeği gözden kaçırmayın!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 16/4/2007 - Ne kadar yaşıyorsun

Kategori: KISISEL GELISIM

Bir keşiş araştırma yapmak için bir köye gitmişti.Önce o köyün mezarlığına girdi. Çünkü kültürlerin yaşam felsefesinin böyle yerlerde gizli olduğuna inanıyordu.Gözleri birden mezar taşlarının üzerindeki rakamlara takıldı. Mezar taşlarında 867,905,4610,74,421 gibi birbiriyle hiç bağlantısı olmayan rakamlar vardı.

Uzun uzun düşündü,fakat bu rakamların anlamını çözemedi.Köyün en bilge kişisine gitti sordu:

"Nedir bu rakamlar Tanrı aşkına" dedi. Bu rakamların gösterdikleri ay'mıdır,yıl'mıdır,saat'midir? Bilge kişi gülümseyerek yanıtladı:

"Bizler bebeklerimiz doğdukları zaman, bellerine bir ip bağlarız.Yaşamı boyunca her güldüğü an, o ipe bir düğüm atarız. Öldükten sonra ise bellerindeki düğümleri sayar, düğümün sayısını mezar taşına yazarız." Bilge kişi karşısındaki keşiş'in bir şey anlamadığını görünce açıklamasını sürdürdü:

"Böylece onun ne kadar 'yaşamış' olduğunu anlarız."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 16/4/2007 - Bilge’den İnciler

Kategori: KISISEL GELISIM

Risk almayı reddetmek, sıradan bir hayata mahkum olmaktır...."

                                "Hayatta güzel şeylere sahip olalım,ama, o şeylerin bize sahip olmasına izin vermeyelim...."
"Acı çekmiş insanlar acı veren şeyler yaparlar.Korku içindeki insanlar korkunç biçimde davranırlar..."
"Daha çok şey bilince daha iyi şeyler yapabiliriz..."
"Bulunduğun yer tam olman gereken yerdir...."
"Dünya harika bir kitaptır. Evinden ayrılmayanlar ancak onun tek sayfasını okurlar....'St.Agustine'..."
"Bilinmeyenden korkma, çünkü o senin büyüklüğünün bulunduğu yerdir..."
" Ne kadar ileri gidilebileceğini, ancak, uzağa gitmeye cesaret edenler keşfedebilirler..."
***
"Doğadaki zamanlamaya güven,doğanın saati senin saatinle parelel değildir..."
* * *
"Kimse kötü değildir, sadece kötü biçimde davranıyordur.."
* * *
" Eğer insanların ve meleklerin dilleri ile konuşursam ama sevgim olmazsa ses çıkaran bir bakır ya da öten bir zil olmuş olurum. Eğer peygamberlikte bulunabilirsem bütün sırları bilir ve her türlü bilgiye sahip olursam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olursa ama sevgim olmazsa bir hiçim..."

"Birinin sana elini uzatması için önce sen onun yüreğine dokunmalısın. Güneş gibi ol, verebildiği her şeyi verir Güneş. Karşılığında tüm ağaçlar, bitkiler, çiçekler ona doğru büyür..."
* * *

"Eğer siz bir şeyi işaret edip onun kötü olduğunu söylerseniz ona yaşam veren bir enerji oluşturmuş olursunuz... Siz ondan uzaklaşmaya çalıştıkca o sizi takip eder...."

                               

" "İsteyin ve doğru seçim yapmayı sürdürün, sizde mucize yaşarsınız..."

                             

Elinden geleni yapıp kendini mükemmelliğe adadığın zaman, evren seni destekler.Rüzgarını senin kanatlarının altında üflemeye başlar...."

****

Hayatta istemediğimiz bir şeye odaklandığımızda, istediğimiz şeyin hayatımıza girmesine engel oluruz...."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 16/4/2007 - GÜL YAPRAĞI

Kategori: KISISEL GELISIM

Yazdır E-Posta

Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Birgün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.

Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerideki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.

Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı.

Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Son yazılar


» İnternet Alışkanlıkları
» Yaşam Enerjisini Dengelemek
» ATATÜRK KİMDİR:
» Zayıflama Çaylarına Dikkat!
» Küresel Isınma Dosyası
» Kanser en çok neyi sever?
» Mütevaziliğe Paydos
» Boyun Kütletme Fıtık Nedeni
» Sigarayı Greyfurt Suyu ile Bırakın
» Buzun Altında Yeni Bir Evren
» Göz" ile ilgili doğrular ve yanlışlar
» Kadınları Bunalıma Sokan Tipler
» Ne kadar yaşıyorsun
» Bilge’den İnciler
» GÜL YAPRAĞI
» QUANTUM-DOKUNUŞ PRENSİPLERİ
» Resme Bak Kişiliğini Gör
» GELECEĞİN MESLEKLERİ NELERDİR?
» ŞAH VE PİYON
» Herşey Bir Plasebo mu?
» PİLATUS'A GÖRE İNCİL :
» Arılar bulunamazsa İnsanlık biter iddiası
» Kahve Ustası Olmak İçin...
» Kullandığınız kahve terimlerinin anlamlarını biliyormusunuz?
» Bahçeniz varsa kahve artıklarını atmayın..

Bağlantılar


» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım
» e-posta
» Blog RSS
» GÜVENCENİZ ATA SİGORTA
» GALATASARAYIMIZ
» EDEBİYAT/ CEZMİ ERSÖZ
» GÜNEŞ HOTEL/ İSTANBUL' DAKİ EVİNİZ
» BAYANLARA ÖZEL KOTEX
» ETKİNLİKLER / TİCKETTURK
» SANAT/RESSAMLAR VE ESERLERİ
» SANAT/ RESSAM
» DOST SİTELERİM
» IP ÖGRENME ADRESİNİZ
» ARADIGINIZ VİDEO
» BİLİNMEYEN PLATFORM
» KİŞİSEL GELİŞİM/ TEMELLİCA
» KİŞİSEL GELİŞİM
» KİŞİSEL BAŞARI
» ATATÜRK
» İŞ YAŞAMINIZ
» REHBERİNİZ
» KÜLTÜR
» BLUEMOON SAİLİNG



Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:6
| Sonraki Sayfa