DENİZCE YAŞAM ROTANIZ
» 17/4/2007 - İnternet Alışkanlıkları
NewScientist’in haberine göre hızlı internetin günlük yaşama tam entegrasyonuyla birlikte artık yeni alışkanlıklar türedi. İnternetin en büyük avantajı kimlik gizliliği. Sosyal yaşamda kişilerin yapmaya cesaret edemediği birçok işi internetin kimliksiz ortamında yapmak daha kolay. Örneğin, eski sevgiliye gizli mesajlar gibi.
İnternet şöhretim: Kullanıcı kendi isim ve kimliğini internette arayarak, ne kadar ünlü olduğuna bakıyor.
Blog-İfşa: Önemli sırları veya kişisel bilgileri, kimliğini belli etmeden internette açıklamak. Birçok şirket sırrı ve dedikodular bu yolla yüzbinlerce kullanıcıya yayılıyor.
Crackberry: Kanadalı RIM şirketinin avuçiçi bilgisayar ürünü Blackberry kullanım alışkanlığının had safhası. Kullanıcı Blackberry cihazından e-postalarını kontrol etmekten kendini alamıyor, anneannesinin cenazesinde dahi.
Google-Takip: Eski arkadaşları veya sevgilileri internette arayarak şimdi ne yaptıklarını kontrol etmek.
Siberkondriyak: Hastalık hastalarına gün doğdu, internette o kadar bilgi kirliliği var ki, sıradan bir baş ağrısının dahi kanser olduğunu anlatan onlarca makale okuyup gecenizi zehir edebilirsiniz.
Foto-Canavarı: Hiç tanımadığınız bir kişinin internette yayınladığı fotoğraf albümünü karıştırmak.
Wikipedikolizm: İnternet ansiklopedisi Wikipedia’da uzun uzadıya araştırmalar yapmak, bir maddeden diğerine zıplayarak tüm gece bilgi yükleyip belki de ertesi güne yarısını unutmak.
Cheesepodding: Başkalarına dinlediğinizi itiraf edemediğiniz aşırı romantik şarkıları internetten indirip saatlerce dinlemek.
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 17/4/2007 - ATATÜRK KİMDİR:
Yıl 1976, UNESCO, üyelerine bir öneriyle gelir. Önce öneri paketindeki bir cümleyi sizlere okumak istiyorum.
Diyor ki ”Bugün UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal’dir.”
Öneri nedir? Öneri; "1981'de, onun doğumunun yüzüncü yılında, UNESCO üyesi 152 ülkenin devletleri aynı anda Atatürk'ün yüzüncü doğum yıldönümünü kutlasın" önerisidir.
Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle söyler:
“Ne yani, dünyada bu kadar devlet adamı var, hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız?!”
Bu kinayeli sözler üzerine Rus delegesi ayağa fırlar, yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler;
”Genç delege arkadaşım, hatırlatmak isterim ki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir! Bırakın onu bir yıl anmayı; her ülke, her problemimizde çare olarak aramalıyız”
Sonra ne mi olur? UNESCO tarihinde ilk ve tekdir, hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok; 152 ülke aşağıdaki metne imza atar. Hani İsveç delegesi demişti ya “ne yani” diye. O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler;
”Ben ATATÜRK’ü inceledim; bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben atıyorum”
İşte o muhteşem UNESCO belgesi diyor ki;
“ATATÜRK KİMDİR:
ATATÜRK ULULARARASI ANLAYIŞ, İŞBİRLİĞİ, BARIŞ YOLUNDA ÇABA GÖSTERMİŞ ÜSTÜN KİŞİ; OLAĞANÜSTÜ DEVRİMLER GERÇEKLEŞTİRMİŞ BİR İNKİLAPÇI; SÖMÜRGECİLİK VE YAYILMACILIĞA KARŞI SAVAŞAN İLK ÖNDER; İNSAN HAKLARINA SAYGILI, DÜNYA BARIŞININ ÖNCÜSÜ, BÜTÜN YAŞAMI BOYUNCA İNSANLAR ARASINDA RENK, DİL, DİN, IRK AYIRIMI GÖSTERMEYEN, EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI; TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURUCUSU.”
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 17/4/2007 - Küresel Isınma Dosyası
Küresel ısınma hayatımızı kökten değişterecek. Akdeniz ülkeleri çöle dönecek. Toplu göç başlayacak.
Endişelenin, çok endişenin. Hatta korkmaya başlayın. Çünkü küresel ısınma artık durdurulamaz bir noktaya doğru ilerliyor. Küresel ısınma insanlığın sonunu getirebilir... Bu ifade dünyanın en saygın haber dergileri arasında gösterilen Time’a ait.. Dünyanın son 5 yıldır üzerinde en çok tartıştığı konuların başında küresel ısınma geliyor. G-8 zirvelerinde ve uluslararası toplantılarda terörizmle birlikte gündemin ilk maddelerini oluşturuyor. Uyarılar, çoğumuza son birkaç yıla kadar felaket tellallığından öteye gitmeyen, hayal sınırlarını zorlayan senaryolar olarak geliyordu. Ancak küresel ısınmanın bir hayal ürünü olmadığı, hayatımızı derin bir şekilde etkilemeye başlamasıyla anlaşıldı.
2006 yılı, meteoroloji kayıtlarının tutulduğu 17’nci yüzyıldan bu yana en sıcak 6’ncı yıl oldu. Ülkemizde ve tüm dünyada yağış miktarı azaldı. Kuzey yarımküredeki diğer birçok ülke gibi Türkiye’de de barajlar kurudu. Ocak ayının ilk haftasını geride bırakmamıza rağmen sert kış soğukları hâlâ başlamadı. Türkiye’nin kayak merkezlerindeki kar seviyesi son yılların en düşük seviyesine geriledi.
İklimde gözlenen anormallikler aslında Sanayi Devrimi’nden hemen sonra, yani 1750’li yıllarda başladı. Atmosfere salınan metan gazı oranı son 25 yılda yüzde 31, karbondioksit oranı ise yüzde 149 arttı. Karbondioksit oranı, dünyada binlerce volkanın aktif olduğu 40 milyon yıl önceki seviyeye çıktı. Son yüzyılda dünyanın ortalama hava sıcaklığı 0.6 derece arttı. Korkutucu olan ise ısınma hızının katlanması.... 1979’dan bu yana her 10 yılda hava sıcaklığı 0.12 derece yükseldi. Bu, artış hızının yükselmemesi durumunda bile 2100 yılında dünya atmosferinin ısısı 1.2 derece artacak. Küresel ısınma, sadece kışların daha ılıman olmasına değil, iklimlerin değişmesine, ilkbahar ve sonbahar gibi ara mevsimlerin yok olmasına, sert kışlar ve kurak yazlar yaşamasına neden olacak. Yani kuraklık nedeniyle göçler başlayacak, şehirler dolacak ve insanlık tarım, sanayi ve iletişim devriminden sonra bu kez de “iklim devrimini” yaşayacak.
Peki dünya nasıl ısınıyor? Küresel ısınma, insanlar tarafından üretim veya tüketim esnasında atmosfere salınan karbondioksit ile metan gibi zararlı gazların yeryüzü ısısını artırması" olarak açıklanıyor. Güneş'in yaydığı kızılötesi ışınlar milyonlarca kilometrelik bir yolculuktan dünyamıza ulaşıyor. Işınları yeryüzüne çarparak toprağı ve denizleri ısıtıyor. Işınlar yeryüzüne çarptıktan sonra yansıyarak tekrar uzay boşluğunun derinliklerine karışıyor. Bu noktada gaz kirliliği devreye giriyor. Yeryüzünden yansıyan ışınlar atmosferde biriken metan ve karbondioksit gazlarına takılıyor ve yeniden yansıyarak yeryüzüne dönüyor. Böylece normal şartlar altında atmosferi terk etmesi gereken ışınlar, atmosferde "sıkışıp kalıyor" ve dünyamızın daha fazla ısınmasına yol açıyor.
Eskimolar bile artık buzdolabı satın alıyor - Kuzey Kutbu’na en yakın ülkelerden biri olan İzlanda’da Haziran’da hava sıcaklığı 24 derece olarak ölçüldü. Kutup ayıları kış uykusundan erken uyanmaya başladı.
- Dünyanın en yüksek noktası olan Everest tepesi küresel ısınma nedeniyle alçalıyor. Himalaya Dağları üzerinde bulunan 8848 metrelik yüksekliğindeki tepe, Çinli uzmanlara göre zirvesinde bulunan buzulların erimesi nedeniyle 1.3 metre kısaldı.
- 1912 yılından bu yana Tanzanya’daki Kilimanjaro dağının 5 bin 895 metre yükseklikteki zirvesinde karların yüzde 80’i eridi, 2020’ye kadar zirvedeki karların tamamen yok olacağı tahmin ediliyor.
- Kuzey Kutbu’ndaki Eskimolar da sıcaktan bunaldı. “Eskimolara buzdolabı, klima satılmaz” şeklindeki pazarlama deyimini tarihe gömen gelişme, Kanada’nın Montreal kentinin 1600 kilometre kuzeyindeki Eskimo köyü Kuujjuaq’ta yaşandı. Köyün yerlileri, geçen yaz kendilerini bunaltan sıcaklar yüzünden 10 adet klima ve 20 buzdolabı satın aldı.
Kuşlar erken yumurtlamaya başladı tropik hastalıklar Avrupa’yı vurdu Terörizmle birlikte en büyük sorun olarak gösterilen küresel ısınma, dünya genelinde kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. İngiltere Meteoroloji Kurumu’na (MET) göre Avrupa ülkelerinde Aralık ayında sıcaklık mevsim normallerinin 3-5 derece üzerine çıktı. MET uzmanları, “Sıcaklar gidiyor sanmayın, 2006, tarihin en sıcak 6’ncı yılı olmuştu. 2007 ise en sıcak yıl olacak” dedi. İşte küresel ısınmanın etkileri:
Yaprak dökülmüyor - Avrupa’da çiçekler 1950 yılına göre 1 hafta daha erken açıyor ve sonbaharda 1950 yılında göre 5 gün sonra yaprak döküyor.
- Biyologlar birçok kuş ve kurbağa türünün erken üremeye başladığını belirtiyor. Araştırmalar, göçmen olmayan 35 tür kelebeğin eskiye oranla 240 kilometre daha kuzeyde dolaştığını gösteriyor.
Alpler’de kar yok! - İskandinav ülkelerinde her kış donup karla kaplandığı için kapanan golf otelleri bu yıl yüksek sıcaklıklar nedeniyle hizmet vermeye devam ediyor.
- İsviçre, Fransa ve İtalya’ya yayılan Alp Dağları’ndaki kayak merkezleri, kar yağmayınca yapay karla idare etmek zorunda kaldı. İsviçre bankaları Alpler’de 1500 metre altında olan kayak tesislerine kredi vermeyi reddediyor.
- Almanya’da ilkbahar aylarında görülen saman nezlesi şikayetleri, yüzlerce yıl sonra ilk kez bu ay başgösterdi.
Meyve ağaçları çiçek açıyor - ABD'nin New York kentinde hava sıcaklığı 18 dereceye çıktı. Mevsim normallerinin 10 derece üzerinde seyretmesi üzerine meyve ağaçları çiçeklenmeye başladı.
- Moskova'da papatyalar ve menekşeler çiçek açtı. Dondurucu soğuğuyla tanınan başkentte Ocak ayı ortalama sıcaklığı 7 dereceye yükseldi.
- Dünya genelinde mercan kayalıkları güneşli günlerde deniz suyu sıcaklığının 29.5 dereceye yükselmesi nedeniyle içindeki deniz yosunlarını ve organizmaları kaybettiği için ağarıyor.
Afrika’ya döndük - Bilim adamları Avrupa’da 50 yıldır görülmeyen tropik hastalıkların yeniden patlak verdiğini açıkladı. Uzmanlar, “Ortalama hava sıcaklıkları arttıkça, Afrika’dan salgın hastalıklar Avrupa’ya sıçramaya başladı” dedi.
150 kişi can verdi - İtalya’da 1970’ten bu yana ilk kez sıtma vakaları görülüyor. Encephalitis adı verilen tropik hastalık, beyinde ölümcül enfeksiyonlara yol açılıyor. 100 yıl aradan sonra ilk kez Fransa, İtalya ve İspanya’da görüldü. Sineklerin taşıdığı parazitler aracılığıyla bulaşan visceral leishmanasas adlı hastalık da ilk kez görülüyor. Son 5 yılda Avrupa’da 150 kişi bu hastalık yüzünden can verdi.
Balık göçü başladı - Akdeniz’in sularının ısınmasıyla deniz canlılarının yüzde 20’sini de Kızıldeniz’den göç eden tropik balıkları oluşturuyor. ABD’nin kuzey eyaletlerinde sıcaklık 15 dereceyi aştı.Buzlu sularda geleneksel yüzme yarışmaları düzenleyen Amerikalılar, şimdi kumsalda güneşleniyor.
****************
Dünyanın en saygın 3 kurumunun hazırladığı raporlar, bu durumda insanoğlunun karşılaşacağı korkunç felaketleri gözler önüne serdi:
Ortadoğu’da su için kanlı savaşlar çıkacak Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon’un raporuna göre, 2020 yılından itibaren dünyada su ve enerji kıtlığı baş gösterecek.
Avrupa’daki Venedik gibi kıyı kentleri sular altında kalacak. Su ve enerji kaynaklarını korumak için Japonya, Almanya, Kuzey Kore, Güney Kore, İran ve Mısır nükleer silah geliştirecek
Tarım alanlarının ve su havzalarının korunması ve ele geçirilmesi nedeniyle çıkacak çatışmalar, terör örgütleri kanalıyla bölgesel savaşlara dönüşecek.
İstanbul kıyıları sular altında kalacak Eski Dünya Bankası ekonomistlerinden Nicholas Stern İngiliz hükümeti için hazırladığı küesel ısınma raporunda karamsar bir tablo çizdi
15 yıl içinde küresel ısınma nedeniyle sıcaklığı ortalama 2 derece artması dünya ekonomisinde 7 trilyon dolar zarara yol açacak.
200 milyon kişi evsiz kalacak, Sahra Çölü Afrika’yı kaplayacak.
Deniz seviyesi 1 metre yükselecek. Kıribati, Tuvalu gibi ülkeler haritadan silinenecek İstanbul, Los Angeles ve Venedik sular altında kalacak.
Bir milyon canlı türü yeryüzünden yok olacak Birleşmiş Milletler’in Küresel Isınma Raporu’na göre 65 milyon yıl önce yok olan dinozorlardan sonra ilk kez hayvan ve bitki türleri bu kadar hızlı siliniyor. 100 yıl içinde yeryüzündeki tüm canlı türlerinin yarısı yok olacak.
Küresel ısınma bu hızla devam ederse 2050 yılına kadar yeryüzündeki bitki türlerinin yüzde 37’si, yani 1 milyon hayvan ve bitki türü ortadan kalkacak.
Okyanus suları ısınacak. Bu da aşırı nemli iklimlere, kasırgalara neden olup kıyı bölgelerinde yaşayanları tehdit edecek.
Atmosfer karbona boğuldu Sanayi Devrimi’nin başladığı 1780’lerde atmosferdeki karbondioksit orani yüzde 0.02’ydi. Günümüzde bu oran yüzde 0.04’e yükseldi. Gelecek yüzyılda bu oran yüzde 0.08’lere varacak.
En büyük suç enerjide Küresel ısınmanın baş nedeni olan sera gazları üretiminde birincilik elbette enerji santrallerinin elinde. Başta karbon olmak üzere atmosfere yayılan sera gazlarının yüzde 21.3’lük bölümünden elektrik elde etmek için kömür, petrol gibi fosil yakıtların kullanıldığı enerji santralleri sorumlu. Ev içi tüketimin için de ise ısınma, ışıklandırma ve yiyecek içecek tüketimi bulunuyor.
Evinizdeki ampuller çevre dostu olsun Ampüllerinizi değiştirin. Enerji dostu yeni nesil ampüller, standartlardan yüzde 66 daha az enerji harcıyor. Geleneksel ampüllerinizden sadece 3’ünü, yeni çevre dostu ampüllerle değiştirdiğinizde, hem yılda 135 kilo karbon gazının atmosfere salınmasını önlemiş hem de tasarruf yapmış olursunuz.
Cipler binek otodan iki kat daha zararlı Ortalama bir cip, şehir içinde 10 kilometrede 3 kg karbon gazını atmosfere salıyor. 94 model bir Ford Escort için bu oran 1.8 kg. Yani ortalama bir arazi aracı, binek otomobilden yüzde 47 daha fazla karbon üretiyor. Ayrıca inik lastikler otomobilin yılda 115 kg karbonu atmosfere yayması anlamına geliyor.
**********
Petrol ve doğalgazda dünyanın dışarıya en fazla bağımlı bölgesi olan 27 üyeli Avrupa Birliği, özellikle son dönemde dünya için felaket sinyalleri veren küresel ısınmayla mücadelede çok katı bir program uygulamaya karar verdi. AB’nin yeni hazırladığı küresel ısınma raporunun korkutucu sonuçları doğrultusunda Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso dün Brüksel’de hedefleri açıkladı.
RÜZGAR ENERJİSİ KULLANILACAK Buna göre küresel ısınmada başrolü oynayan karbondioksit, metan ve nitrotoksit gibi sera etkisi yaratan gazların salınımı 2020 yılına kadar, 1990’daki oranların en az yüzde 20 altına düşürülecek. Bunun için de rüzgar ve güneş enerjisi gibi düşük karbonlu ve yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarının kullanımına odaklanılacak.
SERA GAZI YÜZDE 20’YE ÇEKİLECEK Önerilerde, üye devletlerin 2020 yılına kadar yenilenebilir enerji payını en az yüzde 20’nin üzerine çıkarması isteniyor. AB’nin bu alandaki hedefi daha önce 2010 yılına kadar yüzde 12 olarak belirlenmişti.
BİTKİSEL AKARYAKITA GEÇİLECEK AB Komisyonu ayrıca biyo-yakıtların (bitkisel akaryakıt) payının 2020 yılında en az yüzde 12’ye yükseltilmesini öneriyor. “Önemli olan, karbona daha az bağımlı bir ekonomi yaratmaktır” diyen Barroso, bu bağlamda, nükleer enerji konusunda üye ülkelere bir kısıtlama getirmeyeceklerini ve ülkesel tercihlere saygı duyacaklarını belirtti.
ABD’DEN DE DESTEK İSTENDİ AB Komisyonu’nun önerisinde, zararlı atık gazlarıyla dünyayı en fazla kirleten ABD başta olmak üzere, diğer sanayileşmiş ülkelerin de sera gazı salımını azaltmaya karar vermesi halinde, AB’nin de bu gazları yüzde 20 azaltma hedefini yüzde 30 olarak yeniden belirleyeceği bildirildi. İŞTE AB’NİN FELAKET RAPORU:
Sıcaklar yılda 90 bin can alacak Avrupa Birliği’ni küresel ısınmaya karşı bu kadar sert önlemler almaya iten geniş kapsamlı raporda, “2071 yılında ortalama hava sıcaklıkları, küresel ısınma nedeniyle 1990 yılındaki seviyenin 3 derece üzerine çıkarsa, Avrupa genelinde her yıl 90 bin kişi sıcaklardan can verecek. Aynı tarihte 2.2 derecelik bir artış durumunda ise sıcaktan ölen insan sayısı 36 bin olacak” şeklindeki bulgu en can alıcı noktayı oluşturdu. Türkiye’nin de dahil olduğu Akdeniz ülkeleri için büyük bir kuraklık uyarısı yapılan raporda, bu iklim bölgesinde turizm ve balıkçılığın biteceği; iklimi ılımanlaşan Kuzey Avrupa’nın ise yeni turizm merkezi olacağı belirtiliyor. İşte rapordan çarpıcı uyarılar:
* Avrupa’nın kuzeyinde daha ılıman bir iklim olacak. Bu sayede tarım üretimi yüzde 70 artacak. Kuzey Denizi sahilleri yeni Riviera olacak. İsveç ve İngiltere gibi ülkeler, küresel ısınma nedeniyle avantajlı konuma geçecek. Kışlar daha ılıman geçeceği için bu ülkelerdeki ölüm oranları azalacak. Turistler artık tatilleri için güney Avrupa’yı değil kuzeyi tercih edecek.
* Dünya genelinde turistlerin yüzde 15’i Akdeniz ülkelerini ziyaret ediyor. Ancak küresel ısınma nedeniyle İtalya, Fransa, Türkiye, İspanya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde kuraklık başlayacak. 100 milyar euro’luk turizm sektörü ağır darbe yiyecek.
* Deniz sularının en az 1 metre yükselmesi bekleniyor. Bu durumda sahil bölgelerindeki yerleşim birimleri sular altında kalacak. Küresel ısınmanın maliyeti 2020’de 4.5 milyar euro olacak. 2071’te ise maliyet yıllık 42 milyar euro’ya kadar çıkacak.
* Küresel ısınma sadece kuraklığa yol açmakla kalmayacak; aynı zamanda deniz sularındaki asit seviyesinin de artmasına neden olacak. Akdeniz’deki balık türleri yok olacak. Birçok balık kuzeye göç etmek zorunda kalacak. Dolayısıyla balıkçılık büyük darbe alacak.
* Emisyon, yani atmosfere salınan zehirli gazların oranlarının 1990’daki seviyenin yüzde 20 ya da yüzde 30 altına çekilebilmesi durumunda küresel ısınmanın önüne geçilebilir. Ancak bu başarılamazsa, ısınma Avrupa’yı bölecek. Kuzey, turizmle zenginleşirken, güneydeki kuraklık, toprakları verimsizleştirip, refahın düşmesine neden olacak.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 16/4/2007 - Buzun Altında Yeni Bir Evren
Antarktika'da iki buz kütlesinin çökmesi, içinde daha önce hiç bilinmeyen kabuklu ve yıldız türlerinin bulunduğu özel bir denizyatağı ekosisteminin ortaya çıkmasını sağladı.
12 yıl önce çöken Larsen A ve beş yıl önce çöken Larsen B buz kütlelerini inceleyen araştırmacılar, 10 bin kilometrekarelik bir deniz yatağıyla karşılaştı. Jamaika büyüklüğündeki alanın bir bölümü, Alman araştırma gemisi Polarstern'in kullandığı robot tarafından keşfedildi.
Araştırma ekibinin başkanı Julian Gutt, "Buz kütlelerinin çökmesi, okyanusun derinliklerinde kimileri 12 bin yıllık bozulmamış parçaların yüzeye çıkmasını sağladı. Biz, gezegende insanoğlu tarafından en az bozulmuş olan deniz ekosistemini keşfettik" dedi.
14 ülkeden 52 bilim insanının oluşturduğu araştırma ekibi, 1000 türden örnekler topladı. Bilim insanları bazı türlerin, daha önce bilinmediğini belirtiyor. Yeni türler arasında, amphipod isimli karides benzeri 15 kabuklu türü, denizanası, mercan ve denizyıldızına benzer yeni 'cnidarian'lar yer alıyor. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 14/4/2007 - GELECEĞİN MESLEKLERİ NELERDİR?
Yapılan yatırımlar doğrultusunda yeni olduğu kadar uzlaşmayı gerektiren pek çok meslek gençleri bekliyor. Bir zamanlar doktorluk, öğretmenlik ve mühendislik el üstünde tutulurdu. Son yıllarda her alanda meydana gelen değişiklik meslekleri de değiştirmiş durumda. Elbette değişim fırtınası geçmişe dair her türlü mesleğe olan ilgiyi değiştiremedi. Bir zamanlar itibarlı olan meslekler günümüzde de önemini korumakta. Bununla birlikte geçmişin gözde meslekleri ile geleceğin gözbebeği olan meslekler bir arada yaşayacak ve onların da ortak paydası uzlaşma olacak. Yeni mesleklerin ortaya çıkmasında gelişmiş olan ülkeler önemli rol oynamaktadır. Elbette ABD bu konuda başı çekiyor ABD'nin 2000'li yılında yapacağı yatırımlar, mühendisliğin bir çok farklı alanda ortaya çıkacağının sinyalini veriyor. Yapılacak yatırımları altı alanda toplamak mümkün. Bunlar; malzeme sentezi ve . üretimi, taşımacılık, bilişim ve iletişim, bioteknolojik gibi alanlar dikkati çekiyor. Önümüzdeki yıllarda makine, bilgisayar, malzeme, endüstri, çevre ve kimya gibi mühendislik alanların ön plana çıkması bekleniyor. Ayrıca işletme, fiyatlandırma uzmanlığı, promosyon analistleri, kalite mühendisleri, kalite mühendisleri, marka araştırmacıları aranan mesleklerden olacak. Teknolojik değişimin meslekler üzerinde belirgin etkisini yapılan araştırmalar gösteriyor. Örneğin İngiltere'de yeni açılan iş yerlerinin %73'ü teknoloji tabanlı. Eleman arayan şirketlerin %58'i teknoloji eğitimi almış elemanlar tercih ediyor. Türkiye'de ise yapılan planlamada öncelikle AR-GE (Araştırma geliştirme), teknolojik gelişme, çevre koruma vb yeni çalışma alanlarına ayrılacağı belirtiliyor. AR-GE' ye ABD'de gayri safi milli hasıladan ayrılan pay %2,8, Japonya'da %3 oranında iken; bu Türkiye'de %0,5 dolaylarında. Planlamada öngörülen hedeflere ulaşıldığı taktirde mühendislerin önü açık görülmekte. Gelecek dönemde telekomünikasyon yazılımcıları, elektronik, bilgisayar ve iletişim teknikerlerinin önünün parlayacağı yönünde.
TIBBIN YILDIZI SÖNMEDİ
Gelecekte tıp ve tıbbi bilimlerin yıldızı parlamaya devam edecek. Nöroşirurji (beyin cerrahisi) geleceğin ilgi gören mesleklerinden olacak. Bunun gerekçesi ise stres, depresyon, melankoli gibi rahatsızların kaynağının beyinden kaynaklı olmasıdır. Aynı zamanda kanserin nedenini araştıracak olan onkologlar, hastalıkların kaynağını araştıracak olan genetikçiler gelecekte aranan mesleklerden olacak. Zorlaşan hayat şartları altında ezilen insanlar için psikiyatristler aranan insanlar olacak. FİYATLANDIRMA UZMANLARI GÜNÜMÜZ ŞİRKETLERİN GÖZDELERİ
Fiyatlandırma uzmanları yeni ürünlerin piyasaya çıkmadan önce gerçek fiyatlarını belirlemek için ön çalışmalar yapıyorlar. Ticaretin her zaman revaçta olduğu günümüzde onlara her zaman ihtiyaç vardır. TÜM DEVRE TASARIM VE ÜRETİM UZMANLIĞI.
Üniversitelerin elektronik mühendisliği bölümlerindeki lisans eğitiminin üçüncü yılından sonra mikro elektronik bölümü seçiliyor.. Tüm devre tasarımı, iyon ekme tekniği konularında lisansüstü eğitimi yapılıyor. TÜBİTAK ve üniversitelerin dışında Türkiye'deki çalışma alanları kısıtlı. Ancak, dünyada önü oldukça açık bir işkolu Bu alanda eğitim alan Türk mühendisleri yurt dışında cazip koşullarda çalışıyorlar. SAGLIK, EMNİYET, ÇEVRE KORUMA UZMANLIĞI
Çevre mühendisliği konusunda lisans eğitiminin ardından işletme alanında yüksek lisans yapılması gerekiyor. Ancak çevre mühendisliği eğitiminde emniyetle ilgili yeterli bilgi verilmediği için, bu konudaki deneyim sanayiden ediniliyor. Diğer mühendislik kollarından da bu mesleğe geçiş yapılabiliyor. MOLEKÜLER BİYOLOJİ
Bilkent, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi'nde moleküler biyoloji ve genetik dallarında lisans eğitimi yapılıyor. Üniversite ve TÜBİTAK gibi eğitim kurumlarının yanı sıra yurtdışında iş alanları var. BİYOTEKNOLOJİ
Biyoloji eğitiminden sonra moleküler biyoloji ve genetik dallarında yüksek lisans yapmak gerekiyor. Enerji sektörü, üniversite ve TÜBİTAK başlıca çalışma alanları. ÇEVRE BİYOTEKNOLOJİSİ
Çevre konusundaki lisans eğitiminin yanı sıra tarım ve ziraat mühendisleri de bu alana geçiş yapabiliyorlar. Ancak, meslek içi eğitimler ve konuyla ilgili lisans eğitimi almaları gerekiyor. Türkiye'de Biyoteknoloji alanında faaliyet gösteren şirket sayısı fazla değil. Dünyada bu mesleğe ilgi giderek artıyor. Geliştirilen ürünler için alınan patentler, bu işi yapanlara yüksek kazanç sağlıyor. GAYRIMENKUL DANIŞMANLIĞI
Gayrimenkul geliştirme danışmanlığı, dünyada yaygın bir iş kolu olmasına karşı Türkiye'de pek bilinmiyor. Gelecekte bu mesleği seçenler kazanacak. Yatırım yapılması halinde arsa gibi taşınmazların ekonomik değerini belirleyen bu iş kolu, fabrika ve şirketlerin de belirli zamanlarda ekonomik değerlendirmesini yapıyor. Batı'da ipotek bankacılığının gelişmesiyle yaygınlaşan gayrimenkul geliştirme danışmanlığının, Türkiye'de de aynı süreci izleyeceği yorumları yapılıyor. Teminat amaçlı gayrimenkul değerlemesinin, gerçek ve bilimsel değerler kullanılarak yapılması, birçok yatırımcıya kaynak sağlaması açısından da önem taşıyor. SERMAYE PİYASASI UZMANI
Bir ülkedeki menkul kıymetleri, yabancı yatırımcılara pazarlayan uluslararası sermaye piyasası uzmanları, ülkeye finansman sağlıyor. Mesleğini hem keyifli hem de milli yanı ağır basan bir meslek olarak tanımlanıyor. Dikkatli bir çatışma süreci gerektiriyor. iktisat ve işletmeyle birlikte, muhasebe, finans, pazarlama ve diğer sosyal bilgiler dallarında alınacak eğitimler çok önemli olmaktadır.Tombul'a göre, Türkiye'de sermaye piyasalarının yeni gelişmesi, bu mesleği gelecekte öne çıkaracak nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Tombul, sermaye piyasalarının gelişmeden hiçbir ülkenin gelişmeyeceğini vurguluyor. 'Türkiye'de borsa yolun çok başında ve spekülatif ağırlıklı olarak ilerliyor. Ama bu böyle olmayacak. Her ülke bu aşamadan geçiyor. bir ülkenin gelişmesi, sermaye piyasalarının gelişmesine bağlı. Bu durum Türkiye için de geçerli.' SAĞLIK, EMNİYET, ÇEVRE UZMANI
Bu meslek, işyerinde çalışanların kendi sağlıklarını koruyarak çalışmalarını sağladığı gibi, şirketin çevreye zarar verip vermediğini de kontrol ediyor. Üretim faaliyetleri çoğalıp, yeni tesisler açıldıkça, gelecekte bu konunun uzmanlarına büyük ihtiyaç duyulacak Ölçek farkı gözetilmeden tüm şirketler, bu konuyla ilgili danışmanlık hizmeti alarak, eleman çalıştıracaklar. Mesleği ön plana itecek gelişmelerden biri de şirketlerin ISO 14000 belgesi alma zorunlulukları. Çevreyle ilgili bir sertifika olan ISO 14000'i alabilmeleri için Sağlık, Emniyet ve Çevre (SEÇ) sistemlerine sahip olmaları gerekiyor. Gelecekte, gerek Türk, gerekse yabancı şirketlerin mal satabilmek için gerekli olan ISO 14000'e yönelmeleriyle bu alanda hizmet verecek onlara büyük ihtiyaç duyulacak. GAZETECILIK
İnsanların haber alma ihtiyaçları gelecekte de artarak devam edecek. Bu nedenle gerek yazılı, gerek görsel asın önem kazanacak. Bugününün gazetecileri, özellikle savunma, ekonomik, magazin gibi alanlarda uzmanlaşmayı tercih ediyorlar. Böylece , geçmişteki her şeyi bilen gazeteciler dönemi tarihe karışıyor.
SPİKERLİK Özel televizyon kanallarının çoğalmasıyla birlikte önem kazanan haber spikerliği, bugün gençler arasında en çok tercih edilen mesleklerden biri. Gelecekte de yenileri açılacak olan televizyon kanallarıyla haber spikerliği giderek popülaritesini artıracak.
YÖNETİCİLER
Endüstri çağında, yöneticilerle işçiler arasında 'sosyal kontrat'lar gündeme gelebilecek. 'Ömür boyu iş garantisi' kavramı ağırlık kazanarak işgücünün eğitimine önem verilecek. Gerçek değişim ise yönetim biçimlerinde yaşanacak. Sistem, vardiyasız çalışma, iş paylaşımı, geçici profesyoneller ve yöneticiler üzerine kurulacak. Yöneticiler, yeterli iş bilgisi olmayan işçiler izin özel yönetim planlarını devreye sokacaklar. iyi eğitim görmüş ve iş bilgisi tam olan uzmanlara ise özel motivasyon programları uygulanacak. Böylece, her iki gruba da önce kendini, sonra işini geliştirme fırsatları sunulacak. Meslek içi eğitimler artacak, danışmanlık hizmeti veren şirketler önem kazanacak. Eğitilen ve iş .deneyimi kazanan çalışanlar, kendi mesleklerini şirketin ihtiyaçları konusunda kullanabilmeyi amaçlayan ileriye dönük planlar yapabilecekler. Yönetim, her düzeydeki çalışanın ihtiyaç duyduğu rahat ortamı sağlayac8.k, bunun karşılığında ise onlardan şirkete yeni fikir kazandırmasını ve ürünler katmasını isteyebilecek. Organizasyonun başarılı olması ise ana hedef olacak.Teknolojinin etkileri, eğitim, sosyo-ekonomik sistem, organizasyonel eğilim, pazarda globalizasyon, işgücü gibi unsurlar, 2005 yılı yönetim ve yöneticilerin ana konularını oluşturuyor. Orta kademe yöneticiler gerekli teknolojileri kullanarak, kurum içinde toparlayıcı, organize edici, süzgeçten geçirici bir rol oynayacaklar. Sınırların kalkmasıyla birlikte çok yönlü işgücü potansiyelini yönetecek olan yöneticilerin başarıları, bu grupları birleştirerek,. verim alabilmesiyle ölçülecek. Tüm çalışmalar iş gruplarının oluşmasıyla yürütülecek. Bu gruplar, yeni kararları verirken müşteriden, varolan iş gücü potansiyeline ve kurumun dış dünyadaki yapısına kadar birçok bulguyu inceleyecek. Onların inisiyatif kullanmaları sağlanacak. Kısacası, 2005 yılı yöneticileri; izleyici, atak, insana odaklı, esnek, risklere açık, lider, vizyon sahibi olan ve insanların performansını ölçebilen bir yapıda olanlar arasından seçilecek. Bilgiyi, teknolojiyi, rekabet ortamında bir avantaj haline getirebilen yöneticiler, kendi güçleri yerine verimliliği en önemli güç olarak görebilecekler |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|