DENİZCE YAŞAM ROTANIZ
» 16/4/2007 - Göz" ile ilgili doğrular ve yanlışlar
Göz sağlığıyla ilgili neleri doğru biliyorsunuz, neleri yanlış. Bilim Üniversitesi Göz Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu'ndan doğrular ve yanlışlar.
Göze çayla pansuman yapmak doğru mu? DOĞRU Doğru, ben çayla pansumanı hep tavsiye ederim. Demlendikten sonra uzun süre beklemiş çayın içinde antiseptik maddeler oluşur. Bunlar neredeyse bir antibiyotik görevi görür. O yüzden göz arpacığı, kirpik dibi iltihabı ve göz nezlesine çayla pansuman çok iyi gelir. Akşam demlenmiş çayı bekletip, sabah pansuman yapmak en doğrusu.
Ya göz altlarında oluşan morluklar, onlardan kurtulmak için hemoroid kremleri işe yarar mı? YANLIŞ Bağımlı olursunuz. Hemoroid kremlerinin damar büzücü etkisi vardır. Tıpkı göz damlası gibi. Gözünüz kızarır, damlayı damlatırsınız ve gözünüz bembeyaz olur. Yalnız bu kremleri kullanmaya başlarsanız, devamlı sürmeniz gerekir. Çünkü siz damarı büzdükçe damar açılacaktır. Yani hemeroid kremine bağımlı kalabilirsiniz. Buz kompresi de göz altı morluklarını giderir.
Çok okumak, çok çalışmak gözü bozar. YANLIŞ Gözün temel işlevi görmektir. Dolayısıyla, göz asli görevini yaparken zarar görmez. Yeter ki; bu sırasında ultraviyole ışık, lazer ışığı, demir kaynağı gibi güçlü ışıklara maruz kalmasın.
Açık renk gözler, ışığa çok hassastır. DOĞRU Açık renk gözler koyu renk gözlere oranla daha az pigment içerdiğinden, ışığa karşı daha hassastır.
Uzun süre bilgisayar karşısında çalışmak gözü bozar. YANLIŞ Bilgisayardan yayılan ışınların göze zararı yoktur. Gözünde kırma kusuru olan kişilerde; kızarıklık, ense ve baş ağrısına neden olabilen bilgisayar sağlıklı göze negatif etki etmez.
A vitamini gözü kuvvetlendirir. Bol havuç yemek görmeyi keskinleştirir. YANLIŞ Sadece yaşlılarda makula dejenerasyonunun önlenmesinde A,C, E vitaminleri ile çinko ve bakır minerallerinin faydalı olduğu kanıtlanmıştır.
Havuç göz için çok iyidir YANLIŞ Öyle olsaydı ben her gün havuç yerdim... Kayısı yiyin çok iyi gelir, havuç yiyin daha iyi görürsünüz gibi bir şey bugüne kadar bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Tek yönlü gıda almadığınız sürece vücudun ihtiyacı olan tüm vitaminleri yediklerinizden zaten alırsınız.
Gözü bozuk kişilerin çocuklarının gözlerinin bozuk olma riski yüksektir. DOĞRU Miyop, hipermetrop, astigmat, presbiyopi ve göz tansiyonunda genetik faktörün çok önemli olduğu kanıtlanmıştır. Televizyonu yakından izlemek gözü bozar. YANLIŞ TV'yi yakından izleme gereksinimi olan kişilerin gözünde zaten kırma kusuru vardır. Özellikle çocuklarda, bu durum göz bozukluğunun önemli bir işaretidir.
Gözde ışık çakmaları ve leke göz bozukluğunun belirtisidir. DOĞRU Mutlaka ciddiye alınmalı ve bir uzmana başvurulmalı.
İsli cam güneşe veya güneş tutulmalarına karşı gözleri korur. YANLIŞ Bu tip materyaller göz bebeğini büyüttüğünden, göze zararlı ışınların daha fazla girmesine neden olur. Güneşe veya güneş tutulmasına ultroviyole ışınları ve belli dalga boyunu absorbe eden camlarla bakılması gerekir. Atari oyunları gözü bozar. YANLIŞ Görme pasif bir eylemdir. Gözünde kırma kusuru olanlarda baş ve boyun ağrılarına neden olabilen atari tipi oyunların sağlıklı göz üzerinde olumsuz etkisi yoktur. Hatta, göz tembelliğinin tedavisinde olumlu etkileri olur. Çok ağlamak göz yaşlarını kurutur. YANLIŞ Göz yaşı göz çevresindeki çeşitli dokularda sürekli üretilir. Ağlamakla kurumaz.
Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 16/4/2007 - Kadınları Bunalıma Sokan Tipler
Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadınlara hayatı zehir eden erkek tipini anlattı. İşte kadınları depresyona sokan erkek tipleri.
Uzman psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, ikili ilişkilerde erkeklerin hatalı ve yanlış davranışlarının kadını depresyona soktuğunu belirterek, "Kadını yıpratan bazı davranışlar, ruhsal sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Aldatılma, fiziksel şiddet, sözlü ve psikolojik şiddet, aşağılanma, hiç yerine konma, fiziksel görünümündeki eksiklikleri yüzüne vurma gibi davranışlar, kadını bir süre sonra içine kapanır ve depresif bir görünüme sokuyor" dedi.
Memorial Hastanesi Psikoloji Bölümü'nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadınlara hayatı zehir eden erkek tipini anlattı. İşte Tozlu'ya göre kadınları depresyona sokan erkek tipleri:
"Kıskançlık ve sahiplenme duygusu: İkili ilişkilerde ilişkiyi ve kadını yıpratan en önemli unsurlardan biri kıskançlıktır. Ama bunun da ötesinde kadını çok fazla yıpratan ve kıskançlığın da önüne geçebilen durum, sahiplenme duygusu. Evlendikten sonra erkeğin kadına hissettirdiği, 'Sen benim malımsın' düşüncesi. Bu, erkeklerde daha fazla gözleniyor. Bu düşüncenin beraberinde kontrol mekanizması geliyor. Erkek, kadının kıyafetlerini, davranışlarını, arkadaşlarını (erkek kadın fark etmiyor) görmesini istemiyor. Eşinin işine karışıyor ve bir süre sonra çalışmasına da karşı çıkıyor. Hatta daha da ileri giderek, 'benden önceki hayatını bitiriyorsun, benimle yeni bir hayata başlıyorsun' diyebiliyor. Erkek kadının, gardrobu yenilemeler, arkadaşları yenilemeler, kendi çevresine göre insanları seçme gibi davranışlar sergiliyor.
Baştaki heyecanın azalması ya da bitmesi: Evliliğin başında kadın için de erkek için de bu birliktelik; yeni, heyecan verici, değişik olabilse de kontrol mekanizması devreye girdiğinde erkek kadının benliğini elinden alıyor. Kadın bir süre sonra tek başına karar verecek bir birey olmadığını anlamaya başlıyor. 'Ben seninle varım, çünkü beni ben yapan bütün her şeyi seninle bıraktım' düşüncesiyle kadın bir süre sonra yok oluyor. Ardından da kadını yıpratan bir tablo ortaya çıkıyor.
'Senin ailen benim ailem' tartışması: "Senin annen benim annem, senin ailen benim ailem" ayrımı, ikili ilişkilerde kadın ve erkek için çok fazla yıpratıcı oluyor. Ama erkekler evlendikten sonra aile kavramını biraz daha ön planda tuttuğu için kadın bundan çok daha fazla etkileniyor. Erkek, 'Annem benden önce gelir. Bir şey yapacaksan önce annemden izin alacaksın' gibi yaptırımlar uygulayabiliyor. Bu durum bir süre sonra kadın için çekilmez bir hal alıyor. Erkeklerde aile ile ilgili bu tür davranışlar kültürel bir şey, kesinlikle öncelikle ataerkil olmaktan kaynaklanıyor. Biz kavramı ile bir birliktelik kurulmuyor. Kadın, erkeğin evine ve ailesine getiriliyor. Sonrasında ise 'Sen bizim malımızsın' deniyor. Bizi olduğumuz gibi her şeyimizle kabul edeceksin ve her dediğimizi yapacaksın gibi hissettiriliyor. Kadın yok sayılıyor, yok ediliyor. Bir süre sonra da duygularını ifade edemeyen, kendini anlatamayan kadın çatlayacak hale geliyor.
Kıskançlık: Kıskançlık da kontrol mekanizması nedeniyle ortaya çıkan bir durum. Erkek kıskançlığı kadının her şeyini kontrol altına almaya çalışıyor. Kendisinden izinsiz hiçbir şey yapmasına izin vermiyor. Giydiği giysiden görüştüğü arkadaşlarına kadar kıskançlık yapıyor.
İletişim bozukluğu: Kadınlar için öne çıkan en önemli meselelerden biri de iletişim bozukluğu. Kadınları en çok yıpratan erkek tipi, iletişim sorunu olan tiptir. Sürekli içine kapanık ise, konuşmuyorsa, zamanını bilgisayarın ya da elinde kumanda ile televizyonun karşısında geçiriyorsa bir süre sonra kadın eşinden soğumakta ve yıpranmaktadır. Eşini psikoloğa götürmek için girişimlerde bulunur ama genellikle erkekler bu konularda psikolojik yardım almaktan kaçınırlar. Kadınlar daha çok duygusal, erkekler ise daha çok cinsellikle ilgili konularda psikolog yardımı almaktadır. Kadının bu noktada istediği el ele baş başa göz göze oturmak değil, birlikte bir şeyler konuşarak sohbet etmektir. Kadınları en çok yıpratan durumlardan en önemlisi, çiftlerin birbirleriyle konuşamamaları. Öyle çiftler var ki birlikte bir şeyler yapmaktan sıkılıyorlar. Bir yere gideceklerse arkadaşlarını da çağırmak isterler, paylaşım olmadığı zaman ilişki çiftleri yıpratır.
DEPRESYON BELİRTİLERİ Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadınların depresyona girme belirtilerini ise şöyle açıkladı:
"İçine kapanıklık, yemek yeme alışkanlıklarında bozukluk, ev içinde eşiyle paylaşamadığı şeyleri ailesi ve arkadaşlarıyla paylaşmaya çalışması, ruhsal ve psikolojik olarak çökme, kaygı bozuklukları, depresyon, sürekli kötü bir şey olacak duygusuyla yaşamaya başlama, çok ciddi bir ruhsal yatkınlığa sahipse o tetiklenebilir. Böyle durumlarda kadının kesinlikle psikolojik yardım alması önerilir. İçinden çıkılmaz bir hal alan ruhsal durumunun daha da kötüye gitmemesi için kadının izleyeceği en önemli yol, bir uzman yardımıyla içinde bulunduğu durumu aşmaya çalışmasıdır.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 16/4/2007 - Ne kadar yaşıyorsun
Bir keşiş araştırma yapmak için bir köye gitmişti.Önce o köyün mezarlığına girdi. Çünkü kültürlerin yaşam felsefesinin böyle yerlerde gizli olduğuna inanıyordu.Gözleri birden mezar taşlarının üzerindeki rakamlara takıldı. Mezar taşlarında 867,905,4610,74,421 gibi birbiriyle hiç bağlantısı olmayan rakamlar vardı.
Uzun uzun düşündü,fakat bu rakamların anlamını çözemedi.Köyün en bilge kişisine gitti sordu:
"Nedir bu rakamlar Tanrı aşkına" dedi. Bu rakamların gösterdikleri ay'mıdır,yıl'mıdır,saat'midir? Bilge kişi gülümseyerek yanıtladı:
"Bizler bebeklerimiz doğdukları zaman, bellerine bir ip bağlarız.Yaşamı boyunca her güldüğü an, o ipe bir düğüm atarız. Öldükten sonra ise bellerindeki düğümleri sayar, düğümün sayısını mezar taşına yazarız." Bilge kişi karşısındaki keşiş'in bir şey anlamadığını görünce açıklamasını sürdürdü:
"Böylece onun ne kadar 'yaşamış' olduğunu anlarız."
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 16/4/2007 - Bilge’den İnciler
Risk almayı reddetmek, sıradan bir hayata mahkum olmaktır...."
"Hayatta güzel şeylere sahip olalım,ama, o şeylerin bize sahip olmasına izin vermeyelim...."
"Acı çekmiş insanlar acı veren şeyler yaparlar.Korku içindeki insanlar korkunç biçimde davranırlar..."
"Daha çok şey bilince daha iyi şeyler yapabiliriz..."
"Bulunduğun yer tam olman gereken yerdir...."
"Dünya harika bir kitaptır. Evinden ayrılmayanlar ancak onun tek sayfasını okurlar....'St.Agustine'..."
"Bilinmeyenden korkma, çünkü o senin büyüklüğünün bulunduğu yerdir..."
" Ne kadar ileri gidilebileceğini, ancak, uzağa gitmeye cesaret edenler keşfedebilirler..."
***
"Doğadaki zamanlamaya güven,doğanın saati senin saatinle parelel değildir..."
* * *
"Kimse kötü değildir, sadece kötü biçimde davranıyordur.."
* * *
" Eğer insanların ve meleklerin dilleri ile konuşursam ama sevgim olmazsa ses çıkaran bir bakır ya da öten bir zil olmuş olurum. Eğer peygamberlikte bulunabilirsem bütün sırları bilir ve her türlü bilgiye sahip olursam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olursa ama sevgim olmazsa bir hiçim..."
"Birinin sana elini uzatması için önce sen onun yüreğine dokunmalısın. Güneş gibi ol, verebildiği her şeyi verir Güneş. Karşılığında tüm ağaçlar, bitkiler, çiçekler ona doğru büyür..."
* * *
"Eğer siz bir şeyi işaret edip onun kötü olduğunu söylerseniz ona yaşam veren bir enerji oluşturmuş olursunuz... Siz ondan uzaklaşmaya çalıştıkca o sizi takip eder...."
" "İsteyin ve doğru seçim yapmayı sürdürün, sizde mucize yaşarsınız..."

Elinden geleni yapıp kendini mükemmelliğe adadığın zaman, evren seni destekler.Rüzgarını senin kanatlarının altında üflemeye başlar...."
****
Hayatta istemediğimiz bir şeye odaklandığımızda, istediğimiz şeyin hayatımıza girmesine engel oluruz...." |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 16/4/2007 - GÜL YAPRAĞI
|
|

Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.
Birgün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerideki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı. | | |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|